Yazar Matt Haig'in Ağustos 2020'de aslı İngilizce olarak yayımladığı The Midnight Library romanı Türkçede 2021 Haziran'ında yayınlanmış. Kırk küsur dile çevrilmiş, tüm dünyada çokça satılmış bir roman Gece Yarısı Kütüphanesi.
Kahramanı Nora Seed çocukluğundan beri birçok hayalini gerçekleştirememiş, tutunduğu türlü dallar elinde kalmış bir karakter. İşinden olmuş, maddi sıkıntılar içinde. Ailesinden hayatta kalan tek birey olan abisiyle de arası yok. Nora yaşadığı tüm bu hayal kırıklıkları sarmalı içinde intihara karar veriyor. Kitabın girişi böyle. Daha fazla spoiler vermeyeyim.
Sonra kendini kitaba adını veren Gece Yarısı Kütüphanesi'nde buluyor. Bir kitabı okumadan önce kitabın konusuyla ilgili az önce size yaptığım gibi spoiler yememek (Gençler böyle diyor: spoiler yemek) için ayrıntılı yorumları okumuyorum, dinlemiyorum. Az sonra ne olacağını bilmek, hele sonunu öğrenmek kitaba dair duyduğum heyecanı yerle bir ediyor. O yüzden bu Gece Yarısı Kütüphanesi nedir, nasıl bir yerdir? Hiç bakmadım. Bende kalbi dünya meşgalesiyle bunalan, ruhu sıkılan dertli yolcuların bir zaman uğrayıp kırık kalplerini tamir ettikleri bir yermiş gibi bir izlenim uyandırmıştı. Halbuki alakası yokmuş.
Kitabın kolay okunan, okuyanı yormayan bir tarzı var. Birkaç sayfalık bölümlere ayrılmış. Rahatça akıyor. Zaman zaman Nora'nın yaşadığı değişimlerden sıkılıyorsunuz ama dile dair zorluğu yok ama bir tadı da var, diyemem. Sade, basit ve fazla renksiz bir anlatım.
Dünyanın türlü diline çevrilmiş, satış rekorları kıran, bazı ödüller almış büyük bir kitap okuduğunuzu, herkeslerde gördüğünüz için çok iyi bir kitapla karşı karşıya olduğunuzu düşünmeyin. Ruh halinize iyi gelecek, gündelik hayatınızda canınızı sıkan şeyler varsa onlara bakış açınızı değiştirmenizi öneren bir kitap Gece Yarısı Kütüphanesi. Bu, bana yeter. Bir kitaptan daha ne isterim ki diyorsanız tam sizin kitabınız. Ancak edebî beklentileriniz varsa, zihninizi zorlayacak bir kurgu arıyorsanız size "İşte bu!" dedirtecek tarzda bir roman değil kitabımız.
Fantastik bir roman olarak geçiyor internetteki bazı sitelerdeki tanıtımlarda. Paralel evren nedir? Nasıl olur? Varlığını savunanlar neler iddia ediyor? Varlığını nasıl kanıtlıyorlar? Pek bilmiyorum. Açıkçası merak ettiğim bir konu da değil. Kitapta bir kişinin farklı seçimlerine dayalı binlerce hatta milyonlarca farklı hayatı olduğu fikrine dayalı olaylar silsilesi işleniyor. İnsan bir hayatında beş parasız sersefil bir yaşam sürerken diğerinde yüz binlerin sevgilisi bir müzisyen ya da Cambridge'te felsefe hocası olabiliyor. Hakikaten böyle bir gerçeklik varsa yani benden binlerce daha ben varsa niye ben sevdiği birkaç kitabı alırken hesap yapan, durmadan erteleyen bir ben oldum böyle diye sorgulamıyor değilim!
Tabii bir de olasılık boyutu var bu paralel evren işinin. Dünya üzerinde bugün yaşayan 8 milyar insanın her birinin milyonlarca farklı hayatı varsa ortaya çıkacak olasılığı hesaplamaya benim şu sözelci zihnim yetmiyor ama pek de mümkün bir hesap değil sanki. Neyse lafı tadında bırakayım.
Aslında finaldeki mesajı da bu paralel evren teorisine ters bir mesaj. Finalde Nora'nın vardığı noktada yazar okuyucuya karşılaştığınız zorluklara bakış açınızı değiştirin. Üzüldüğünüz, canınızı sıkan durumlar yaşıyorsanız bir adım atın. Çözüm çok uzağınızda değil, diyor. (Keşke her dert bu kadar kolay çözülseydi! )Paralel evrenlere, pişmanlıklara gerek yok yani! Mesajlar çok açık. Yorum yapmaya kapalı. Tıpkı bir vitamin gibi. Suyla alıyorsun ve mutlusun.
Gece Yarısı Kütüphanesi romanı genel hatlarıyla böyle. Üzerinde derin tahliller yapılacak bir havası yok kitabın. Beğenen, zevkle okuyanlara elbette saygı duyarım. Sonuç itibariyle edebiyat, sanat bir zevk meselesi; anlayış meselesi. Kafanızı dağıtacak, sizi yormayacak, mutluluk üfleyecek bir çoksatar arıyorsanız tam kitabı. İyi okumalar...
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig
Domingo Yayınları
296 Sayfa

0 Yorumlar